GetYourGuide, Viator, Isango, ToursByLocals ve Musement’in yer aldığı 10 platforma karşı “haksız rekabet” iddiasıyla hukuki süreç başlattı ve erişim engeli talebini mahkemeye taşıdı.Bu yazıda, sürecin varabileceği muhtemel sonuçları ve bu sonuçların turizm sektörüne olası etkilerini, özellikle Airbnb tarafı üzerinden, SEO odaklı ve pratik bir çerçevede ele alıyoruz.
Davanın temel iddiası: “münhasır yetki” ve “kayıt dışı rekabet”
TÜRSAB’ın yaklaşımı özetle şuna dayanıyor: Türkiye’de satış–pazarlama–tanıtım–rezervasyon faaliyetlerinin belirli koşullarda seyahat acentalarına “münhasır” (tekil/özel) hak olarak tanımlandığı; buna karşın bazı yurt dışı merkezli platformların Türkiye’de vergi mükellefiyeti, yerleşik muhataplık ve denetim unsurları tartışmalı olacak şekilde faaliyet gösterebildiği ileri sürülüyor.
Airbnb açısından “kırılma noktası” neden önemli?
Airbnb, otel/agency odaklı klasik OTA modelinden farklı olarak arzın önemli kısmını bireysel ev sahipleri üzerinden yönetiyor. Bu nedenle olası bir erişim engeli veya kısıtlama, sadece “platform–acentaya rekabeti” değil, aynı zamanda binlerce ev sahibinin gelir modeli ve destinasyonların konaklama kapasitesi üzerinde de doğrudan etki yaratabilir.
Olası sonuç senaryoları: Erişim engeli çıkar mı, çıkarsa ne olur?
Senaryo 1: Mahkeme erişim engeli/kısıtlamaya hükmeder
En sert senaryoda mahkeme, ilgili platformlara tam erişim engeli veya hizmetin belirli parçalarına yönelik kısmi kısıtlama kararı verebilir. Pratikte bu, kullanıcıların platforma erişememesi, uygulamaların çalışmaması, reklamların durması, ödeme/rezervasyon akışlarının kesintiye uğraması gibi sonuçlar doğurabilir.
- Ev sahipleri için: Takvim doluluğu düşebilir, son dakika iptalleri/alternatif arayışları artabilir, fiyatlar aşağı yönlü baskı görebilir.
- Misafirler için: Arama–rezervasyon seçenekleri daralabilir, fiyat karşılaştırması zorlaşabilir, alternatif kanallara yönelim artabilir.
- Destinasyonlar için: Kısa dönem arzın bir bölümü “görünmez” hale gelebilir; sezon içi talep yönetimi zorlaşabilir.
Senaryo 2: Platformlar “uyum” adımı atar (yerel temsil, süreç/ürün değişikliği)
İkinci senaryoda erişim engeli riski, platformların Türkiye operasyonlarını uyumlu bir çerçeveye taşımasıyla yönetilebilir. Bu “uyum”, farklı biçimlerde gerçekleşebilir:
- Türkiye’de yerleşik muhatap/temsil ve hukuki süreçlerin muhataplığı
- Vergisel ve idari yükümlülüklerin netleştirilmesi
- Listeleme/rezervasyon akışında belge, izin, doğrulama katmanlarının artırılması
- Belirli ürünlerin (ör. deneyim/tur satışı) kapsam daraltması veya acenta üzerinden çalışması
Airbnb özelinde bu, ev sahipleri için “daha fazla doğrulama ve evrak” anlamına gelebilir; ancak doğru tasarlanırsa kayıt dışılık algısını azaltırken platformun sürdürülebilirliğini de koruyabilir.
Senaryo 3: Ara formül (geçici tedbir, belirli sayfalar/işlevler, reklam/ödeme kısıtları)
Mahkeme sürecinde geçici tedbir kararları veya belirli fonksiyonları hedefleyen kısıtlar gündeme gelebilir. Örneğin; bazı rezervasyon akışları, reklam yönlendirmeleri veya “tur/deneyim satışı” gibi alt kategoriler sınırlanırken tamamı bloke edilmeyebilir.

Bu ara senaryo, sektör açısından “şok etkisi” yaratmadan kademeli uyum fırsatı sunabilir; fakat belirsizlik uzadıkça hem ev sahipleri hem misafirler için güven ve planlama maliyeti artar.
Turizm sektörüne olası etkiler: Airbnb odağında 6 kritik başlık
1) Kısa dönem kiralama arzında daralma ve fiyat dalgalanması
Airbnb gibi kanallarda görünürlük azalırsa bazı bölgelerde arz “dijital olarak” daralır. Bu, sezon içinde fiyatların bir anda düşmesine veya arzın farklı kanallara kaymasıyla yeniden yükselmesine neden olabilir.
2) Rezervasyonlar alternatif kanallara kayar
Ev sahipleri doğrudan rezervasyon (web sitesi/WhatsApp), yerli platformlar, yerel acenteler veya sosyal medya üzerinden satışa yönelebilir. Bu kayış, komisyon maliyetini düşürse de doluluk istikrarını zorlayabilir.
3) “Uyum maliyeti” artar: belge, izin, doğrulama
Airbnb’nin Türkiye’de “daha sıkı doğrulama” modeline geçmesi, profesyonel işletmeciler için yönetilebilirken, bireysel ev sahipleri için süreçleri zorlaştırabilir. Sonuç olarak bazı evler piyasadan çekilebilir.
4) Tüketici şikayetleri ve muhataplık tartışması
Sürecin en güçlü argümanlarından biri “hukuki muhataplık” meselesi. Bu alan netleşirse, tüketici güveni artabilir; netleşmezse, belirsizlik ve şikayet yönetimi maliyetleri yükselebilir.
5) Deneyim/tur satışı ekosistemi etkilenebilir
Listede yer alan bazı platformlar ağırlıklı olarak deneyim/tur satışı yapıyor. Bu kalemde kısıtlama olursa destinasyonların “aktivite ekonomisi” de etkilenebilir. Bu, yerel acenteler için fırsat, bazı işletmeler için risk doğurabilir.
6) Uzun vadede sektör daha “kural setli” bir pazara evrilebilir
En olumlu okuma: Pazar daha net kurallara, daha şeffaf vergi/denetim çerçevesine ve daha güvenli tüketici mekanizmalarına evrilebilir. En olumsuz okuma: geçiş dönemi belirsizliği uzarsa, talep başka destinasyonlara kayabilir.
Ev sahipleri ve işletmeciler için pratik yol haritası
- Kanal çeşitliliği: Tek platforma bağımlılığı azaltın (doğrudan rezervasyon + alternatif OTA + yerel ağ).
- Takvim ve fiyat stratejisi: Talep şoklarına karşı esnek fiyat/iptal politikası hazırlayın.
- Uyum ve evrak: Mevcut yasal çerçevede izin/belge gerekliliklerini güncel tutun; denetim riskini azaltın.
- Misafir iletişimi: Rezervasyon öncesi bilgilendirmeyi artırın; şikayet yönetimi süreçlerini yazılı hale getirin.
Sonuç: “Booking.com etkisi” yeniden yaşanır mı?
Bu sürecin “Booking.com etkisi” yaratıp yaratmayacağı, mahkemenin yaklaşımı kadar platformların atacağı uyum adımlarına da bağlı. Airbnb açısından kritik soru şu: Türkiye’de kısa dönem konaklama arzının önemli bir bölümünü taşıyan bu ekosistem, erişim engeli gibi sert bir sonuca mı gidecek, yoksa uyum + temsil + şeffaflık gibi daha sürdürülebilir bir modele mi evrilecek?
Sektörün geneli için en rasyonel hedef; tüketiciyi koruyan, kayıt dışılığı azaltan ve rekabeti “eşit kurallarda” yürüten bir denge kurmak. Önümüzdeki dönemde mahkeme süreci ve olası düzenleme/uyum adımları, turizmde dijital satışın rotasını belirleyecek.